HAYAT BUNA DEĞER…


Sevgili dostlar;
Hepinizin geçmiş bayramını kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bayram kutlaması için akraba, eş, dost, meslektaş, tanıdık herkesi telefon rehberimde yer aldığı ölçüde aramaya çalıştım. Bayramın birinci gününden başlayarak son günü akşamına kadar fırsat buldukça gerçekleştirmeye çalıştığım bu aramalarda amacım seslerin buluşmasını sağlamak, içten ve samimi bir diyalogla hatır sorup, sözlü iletişimin o en özel sürecini karşılıklı olarak yaşamaya ve yaşatmaya gayret etmekti. Telefonumda kayıtlı olmayan dostlarıma da sosyal medya aracılığıyla ulaşmaya çalıştım…
Telefonla gerçekleştirdiğim bayram kutlamalarının ilki ilkokul öğretmenim Nermin Kabaoğlu’yla oldu elbette… Ailemden, annemden sonra beni kucaklayan, hayata hazırlayan o değerli insan, hatırını sorup, bayramını kutlayarak sesini duymak istediğim en kıymetli büyüğümdü… Ardından ortaokulda boş geçen Fransızca dersimize 2 yıl boyunca giren, gazetecilik mesleğini bana sevdiren, Ardeşenin Sesi Gazetesi’nin kurucusu Av. Sedat Kahya’yı aradım. Daha önceki bir yazımda kendisinden uzun uzun bahsetmiş, benim gazeteciliğe yönelmemdeki katkıları hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmıştım sizlerle… Telefon açılıp da sesimi duyduğunda o kadar çok sevindi ki sesindeki o mutluluk yansısından anlamıştım duygularını… Sağlığını sorup, karşılıklı bayram kutlamalarımızı yaparak telefonu kapatmaya yöneldiğimde bana, “Senden bir isteğim var. İlçemize ve bölgemize mal olan yarım asırlık gazetemiz Ardeşenin Sesi Gazetesi’ni yaşatmak için desteğini esirgeme” diye tembihledi… Yarım asırlık gazeteyi Ahmet Özcan beyle birlikte ilçemize ve bölgemize kazandıran Sedat hocamıza bana verdiği bu büyük sorumluluk için teşekkür ederek, her bayram olduğu gibi bu bayramda da minnettarlığımı ifade etmeye çalıştım.
Şimdi bütün bunları neden yazdığımı merak edenleriniz olabilir. Nedenini şöyle izah etmeye çalışacağım. Ben bu çaba içerisindeyken, telefonuma gelen toplu mesajlar da oluyordu elbette. Aldığım mesajların büyük bir bölümü B156… gibi uzantılarla bitiyordu. Bildiğiniz üzere bu tip toplu mesajlara geri bildirim vermek mümkün değil… Toplu grup mesajları -Ankara Ardeşen Kültür Derneği (ARDER) hariç çünkü toplu olarak gönderilen mesajlarda bile göndericinin ismine özel bir bildirim geliyor- içinde sizin için önemli kişilere vicdanınıza yenik düşüp, ki ben buna izin vermedim, bireysel olarak mesajla veya arayarak dönme çabası içerisine elbette girilebilir. Ancak bu durum kütlesel olarak yapılmış bir bayram kutlamasının bireysel çabayla geri bildiriminden başka bir şey olmaz ki bu da beni ayrıcalıklı, tek, değerli hissettirecek bir husus da olamazdı. Aslında bu söylemim hepimiz için geçerli. Bizi sayıp, özel hissettiren dostlarımızın aramasıyla ne kadar değerli kılındığımızı hatırlayalım… Bu vesileyle dün bir yaş daha aldığım için beni kutlayan, arayan, mesaj gönderen ve değerli olduğumu bir kez daha hissettiren bütün dostlarıma buradan da teşekkürlerimi iletiyorum…
Bir bayramı daha geride bırakırken, sözlü iletişimin yeri ve önemi konusunu bir kez daha içselleştirdim hayatıma… Bayram, düğün, doğum, ölüm gibi özel zamanlarda konuşularak kurulan iletişimin bizleri daha da yakınlaştıracağına, aramızdaki bağı daha da sağlamlaştıracağına inancım sonsuz… Hayat buna değer… Hayat arkadaşlarla, dostlarla, güzel yürekli insanlarla birlikte daha da özel… Yarınlarımıza, çocuklarımıza örnek olmak da cabası değil mi

YORUM EKLE