Uzun bir aranın ardında aslında “tekrar” merhaba.

“İnsanoğlu kuş misali” genel kabulü, kısa zaman dilimi içerisinde İstanbul, Şanlıurfa-Ceylanpınar, Rize – Çayeli üçgeninde sahneye koyduğumuz yaşam kesitimiz ile  benim özelimde bir kez daha doğrulanıyor adeta.

 Yazı yazmaya istanbul’da başladım. Şanlıurfa’da kısa bir zorunlu ikametin ardından, Çayeli sınırları içinde ikamet ederken buldum kendimi. Zorunlu derken dostlar alınmasın çok keyifli, güzel günlerimiz oldu Ceylanpınar’da.    Gerçi 22 Temmuz’da Okan ve Feyyaz’ın şehit edilmesi, hem bizi hüzne boğdu hem de keyfimizi kaçırdı. Ondan sonra tedirgin  bir dönem oldu. Velhasıl kelamrızık peşinde bir kamu kuruluşunda Çayeli’ndeyiz. .

 

Medyadan biraz uzak kalmış olsamda gündemi yakinen takip ettim. Şu sıra kayyum denen meneti anlamakta güçlük çektiğimiz bir dönemdeyiz. Yaşanılanlardan bir kısmımız memnun, bazıları öfkeli. Ben memnunların tarafındayım bu konuda. Memnunların tarafında oluşumun güçlüden yana alınmış bir pozisyon olmadığını özellikle ifade etmek isterim.

 

Şurayı doğru anlamak lazım bugün yapılanlar kasıtlı değil. Eğer bir terör örgütü olduğu iddia edilen bir güruh var ise, bu güruhu finanse edenlere, bu güruhun propagandasını yapanlara yönelik bu türden uygulamaları basın özgürlüğü vesair özgürlüklere müdahele olarak yorumlanılamaz.

 

 Birde bu olayın dini boyutuna bakalım: kendilerini Müslüman olarak gören bu gruba girebilmek için ön şart Zaman aboneliği. Tabii tabii Allah rızası için, başka ne için olacak. Hatta Hz. Peygamber’imiz için kurban kesenlerde bunlar, haftalık gelen “vahiy” sohbetlerinde siyaset yapmayı seven (-ki bunu çok senelerdir yapar) amcamız, bunu da Allah rızası için yapıyor. Şimdilerde kanlı bıçaklı olduğu Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için “ölülere bile oy kullandırın” derken Erdoğan sevgisinden yapmadı bunu değil mi?

 

Gelinen noktada ne çoklar, aslında çokta çok değiller demek lazım. Kaldıki bu oluşumun bir siyasi parti kurmama sebebi %10 barajıdır. Emin olsalar barajı aşabileceklerinden hemen kurarlar. Bu oluşumun esas tehlikeli olma sebebi İslamiyet adına iş yapanların siyasete bu kadar bulaşmalarıdır. Laiklik, cumhurbaşkanının, başbakanın veya diğer siyasetçilerin ibadet yapması meselesi değildir. Tıpkı Adalet Partisi’nin kuruluşunda, Celal Bayar’ın İsmet İnönü’ye dediği gibi: “Laikliğin dinsizlik olmadığı”…

Esas laiklik bu tür oluşumları engellemek için önemlidir. Tehlike Allah ismiyle iş yapıp bunu alenen söylemektir. Ülkede tek cemaat oluşumu onlar mı? Diğerlerinin daha önemli yerlerde adamları yok mu? Ama mesele vatana “hizmet” değilki, “hizmete hizmet”. Durum bu olunca da sonuç kaçınılmaz ve gayet memnun edici oluyor.

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.