Bu hafta köşe benim. Ne siyaset, ne spor... Kendimi anlatmaya çalışacağım size. Konuya girmeden önce ilk iki yazımın gördüğü teveccühün teşekkürünü etmek istiyorum. Okunma  rakamlarımız çok güzel. Devamı gelir inşaallah. Neyse biz başlayalım.

Ben engelliyim, spastik engelli. Hani bazılarınızın birbirine hakaret etmek için kullandığı kelime! " Spastikmisin oğlum sen?" Burada ne kastedildiğini bilmiyorum ama evet ben bir spastik engelliyim. Doğuştan omurilik zedelenmesi sonucu spastik olmuşum.  Spastik, en yalın haliyle istemsiz kas hareketleridir. Beynin vücudunuza verdiği emirleri, organlarınızın tam olarak yerine getirememesidir.

Engelli kelimesi her insanda farklı çağrışımlar uyandırdığına şahit oldum hayatım boyunca. Kime göre engelli? Neye göre engelli? Çeşitli sorular sormaya başladım kendime. En sonunda doğru sorunun "aslında hangimiz engelli" olduğuna karar verdim.

Özürlümü diyelim, yok demeyelim de rencide olmasınlar mı derken, kimsenin aklına gelmedi "önce sosyal haklarını tam anlamıyla bir verelim de ondan sonra bakarız ne dememiz gerektiğine" demek. Kimileri işe yaramaz diye görüyor, kimileri de acıması bakıyor  bizlere, sebebi her neyse.

Oysa kimse demiyor hepimiz Ademoğluyuz, kimimiz rengi farklı, kimimizin bir tarafı eksik. Yüce Allah sana hangi amaç  uğruna "KÜN" ol dediğiyse, bana da o yüzden "OL" dedi. Önemli olan şükretmektir, daha doğrusu hamd etmektir. 

Engelli deyince hemen sorunlar yazılırya hep. Ben bugün keyifli taraflarını yazmaya çalışacağım. Hayata inat.

Mesela.... Otobüslerde yer veriyorlar... Bazen vermiyorlar.

Eğer sosyalleşebilmişseniz, çok geniş bir çevreniz olur. Keyfini çıkarırsınız...
Ama çoğumuz eve kapalıyız, olmuyor...
Galiba zor olacak güzel yanlarını yazmak, ama var emin olun buna. Yeterki siz alın bizi aranıza, yeterki çocuğunuzu esirgemeyin sokaktan, yeter ki " bende varım tozunda hayatın" dediğimizde kulak verin sesimize. Bugün biz dışarı çıkamıyorsak, eve kapatılıyorsak veya annelerimiz babalarımız, bizden sonra kim bakacak bu çocuklara diyorsa;
Nazım'ın dediği gibi: " KABAHATİN ÇOĞU SENİN CANIM KARDEŞİM, SENİN, SENİN"

Birde bunun üstüne devletin uygulamaya çalıştığı ama bir türlü tam olarak oturtamadığı engelli politikalarını da ekledik mi yazımıza iş iyice karıştı
Ve son söz:
Gördünüz değil mi kendimden bahsedecektim ve bunu yaparken ajitasyon yapmayacaktım ama, olmadı...
 
Bir sürü karmaşık cümleleri bir araya getirmeye çalıştım, anlamsız oldu...


İşte böyle anlaşamıyoruz normal hayatta da, biz isteklerimizi size açıklamaya çalışırken konuşma şeklimiz anlaşılmıyor ve belkide önem vermiyorsunuz bize. Biz sokakta yürürken, diğerleri gibi simetrik olmuyor adımlarımız.  Bu yüzdendir çoğunuz sarhoş sanıyorsunuz bazılarınız bizleri. Bu yüzden farklılaştırıyorsunuz bizi. 
Daha anlaşılabilir, daha iç içe, daha bizi biz olduğumuz için ön yargısız, acımasız, normalize edebilmeniz temennisiyle...
Selam ve dua ile....
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökhan YİĞİT 2014-08-11 10:46:44

öncelikle okuduğumu belirtmeliyim; son zamanlarda şiirden başka yazı okumuyorum... güzel bir yazı; ders kitaplarında olmalı