Ceylanpınar maceralarıma devam edecekken bu hafta içi aniden gelen, beklenen bir ölüm haberi aldım. Beklenen bir şey aniden nasıl gelir. Evet bekliyordu ailesi Eren’in büyümesini, okula başlamasını, hatta okuldaki arkadaşlarının engeli diye O’na sataşmasına bile razıydı gönülleri ama olmadı. Kaybettik Eren’imizi. Geçen hafta Hak’ka yürüdü meleğimiz Eren’imiz.

....
 

Bir sabah bir bebek gelir dünyaya. Başına geleceklerden habersiz. Ne ilk okulu bitirebilecek, ne bankaya borcu olabilecek, hatta babası ilk adımlarını bile göremeyeceklerdi. Muhammet Eren’im 2,5 yaşındaydı. Kalbinde problemli olarak gelmişti dünyaya. Kalp nakline ihtiyacı vardı. Gelin önce olayın haber metnini okuyalım, sonra Eren hakkında birkaç kelamım olacak:


“Muhammet Eren Dönmez, Türkiye'de yardımseverlerden 400 bin avro toplanarak, kalp nakli için Almanya'da Giessen Üniversitesi Çocuk Kliniği'ne yatırılmıştı. Dönmez'e, beyninde hasar oluştuğu öne sürülerek nakil yapılmamıştı. Aile, bu karar nedeniyle hastaneye dava açmıştı. 

Davaya bakan Giessen Eyalet Mahkemesi, hastaneyi haklı bularak, Dönmez'in kalp nakli için bekleme listesine alınamayacağına karar vermişti. 

Beyin kanaması geçirdiği belirlenen Dönmez, Frankfurt'tan havalanan Sağlık Bakanlığının ambulans uçağıyla 10 Kasım'da Türkiye'ye getirilmiş, ardından İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alınmıştı.
(İHA)”


Sonra ne mi oldu. 12 Kasım’da beyin ölümü gerçekleşti dediler. Ailesi organlarını bağışlamak istedi fakat iç organlarının enfeksiyon kapması sebebiyle bağışlaYAMADILAR BİLE.

Yakından takip etme şansım oldu aylar öncesinden. Zorlu bir süreç işin özeti de şu: engelli bir birey olduğu için kalp nakli yapılmıyor Eren’e. Sanki ailesine bu çocuk hakkında işlem yapma hakkına sahip değilsin deniyor.

 

İlk kez bir yazımı yazarken ne virgül, ne imla ne de düzene bakıyorum. Çünkü kızgınım, hayata isyan değil bu, doktorlara isyan, sisteme isyan. Budur. Bende engelliyim  çünkü ve Eren’in konuştuğum bir yakını bana sen şükret haline dedi. Haklıydı, doğru söylüyordu vesaire, ama içim cız etti. Çünkü ne Eren, ne ben, ne diğerleri, belkide  böyle gelmek istemezdik dünayaya . En azından Eren’in okula başlamaya hakkı vardı. Herşeyden öte.


Ve son not Eren'e. Duyamayacak olsa bile...

İşte Eren’im, şimdi sen gittin ve senin ailen ve seni tanıyan, duyan bizler arkandan yas tutuyoruz ya sen bakma bize. Bizler anlamayız melek olarak ölmenin ne demek olduğunu. Bizler, arkandan öyle olsa, böyle olsa diye cümleler kurarak avuturuz kendimizi. Sen gittin ya şimdi Eren, senin arkandan ne o kararı veren hakimler hayatını değiştirecek, ne de doktorlar dikkatli olacak bundan sonra. Ne ben ilkim doktorların hatası, ne sen sonsun. Düzen böyle kurulmuş, bize yaşa, sana da buraya kadar demiş Mevla. Şimdi sen Cennette Efendimiz’in yanında yaşayacakken biz günahlarımıza bir tane daha eklemenin derdine düşeceğiz. Hatta çoktan düştük bile Eren.

 

Selam size, Dualar bu hafta Eren’in ruhuna…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.